Günlerdir bu yazıyı yazmamak için kendimle savaş halindeyim. Yazarsam sanki onu- kız kardeşimi- şimdiki gibi özleyemezmişim, sevemezmişim gibi. Yazarsam onunla ilgili tüm güzel anılarım, düşüncelerim bu yazıyla birlikte tarih olacakmış gibi.
Saçma fikirler bunlar, farkındayım ama insan zaten zihninin en savunmasız anında bu saçma fikirlere tutunmaz mı?
Kızdım, sinirlendim günlerce. Evin kabalığına kızdım, kına gecelerindeki tuhaflıklara, kıyafet alışverişlerindeki krizlere kızdım. Çeyiz hazırlıkları için illaki benim fikirleme başvurmalarına kızdım. Kardeşimin stresine, misafir çocuklarına kızdım.
Onunla eski arkadaşlığmızın arasına kara kedi gibi giren bu törenden ölesiye nefret ettim. Ne vardı sanki, keşke benim Ankara'da asla olamayacağım bir tarihte evlenseydi, onun düğününe hiç katılmasaydım.
Düğünde morali bozulmuştu. Etrafta misafirler vardı ama bir arkadaşı dahi gelmemişti. Yüzü düştükçe düşmüş, üzüntüden kendini törenin ortasında gelin odasına kapatmıştı. Herkes bir anda kaybolan gelini soruyordu. Halamla yanına gittiğimizde arkamızdan gelen yenge hanım nasıl sinir etmişti bizi. "Herkes seni bekliyor. Yerine geçmelisin." demişti de "Efendim ablasıyım ben, geleceğiz." diye paylamıştım kadını. Sonra gülmüştük arkasından deli deli. Daha sonra arkadaşları geldi. Bir görseydiniz yüzünde güller açmış halini. Bir anda gözleri çakmak çakmak olmuş, milyonlarca kıvılcım çıkmıştı içinden. Bitene, gelin arabasına binene kadar hiç bırakmamıştı onları.
Bayramda ziyaretimize gelecekler biliyorum. Hem evleneli daha bir ay bile olmadı, zaten zaman zaman anlaşamaz kavga ederdik, biliyorum hepsini biliyorum. Ama onu özlemeye engel olamıyorum bir türlü. Onsuz geçecek koca bir yaz tatili.
"Abla canım sıkıldı, hadi dışarı çıkalım" diyemeyeceği, birlikte kütüphaneye gidemediğimiz, uzun uzun edebiyattan konuşamayacağımız, uludağ sözlükte ne yazmışlar diye gülemediğimiz, akşam Ulustan dönerken annemin servisine kaynak yapamadığımız bir tatil.
Kızılay'a inerdik birlikte. Babaannem erken gelin derdi de inadına geç dönerdik. Her seferinde "Yeni bir kafe keşfedelim, hep aynı yerde oturmayalım." derdik de yine de beğendiremezdim hiç bir yeri ona. Hepsine bir kulp bulur, zar zor oturduğumuz yeriyse aksine sever sonra da yeni bir yer keşfetme işini satıp "Bir daha hep buraya gelelim." derdi. Oturduğumuzda ben çay veya soda içerdim o inadına limonata. Limonataları beğenmezdi ama. "Yapay- derdi- ondan bu kadar ucuzmuş." En iyi limonatayı kendi yapardı. Belki ondan böyle söylerdi.
Eve kimsenin sevmediği greyfurt ve kızılcık alarak gelir sonra oturup hepsini kendi yerdi. Acıkınca sandiviçini özenle hazırlar, sonra birden aklına nereden gelirse gelir bilmem kaç kere yaptığı bin parçalık puzzlesini tekrar yapardı. Bizim saatlerce uğraşıp bir parça yerleştirmemize güler kendisi hızlıca bitirirdi yap-bozunu. Şimdi evde ne puzzle var, ne kimsenin sevmediği meyveler, ne de canı çektikçe limonata yapan bir kız.
Telefonla konuşuyoruz zaman zaman. "Abla sen seversin, eve bir sürü meyve suyu, freşa, kola alıyorum." diyor. "Bayrama Ankara'ya geldiğimizde Tuz gölüne gidelim. Hem pansiyonlar da varmış orada, sen seversin küçük pansiyonları." "Buradaki kütüphaneye üye oldum, raflar çok karışık, ben de senin gibi gönüllü mü çalışsam orada?" "Çamaşır makinemin on beş dakika ayarı var, yurtta yıkamazsın giysilerini artık. diyor ve arkasından ekliyor "Okulun ne zaman başlayacak, ne zaman İstanbul'a geleceksin, ne zaman bizde kalacaksın?"
..........
Geleceğim, evinde de kalacağım. Çamaşırlarımı da getireceğim. Yine eşini espirilerimle sinir edeceğim. yapacağım, yapacağız, hepsini yapacağız.
çeyiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeyiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Ağustos 2010 Cuma
Ama Ben Onu Gerçekten Çok Özledim
Etiketler:
çeyiz,
istanbul,
kardeşim evleniyor,
kına gecesi,
kız kardeşim,
özlediklerim
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Yeter artık çeyiz çeyiz nereye kadar?
Fenalıklar geçirmek üzereyim. kız kardeşim bu ay sonunda evleniyor ya kabak benim başıma patladı. çeyiz alışverişine çık, çeyiz dik, çeyiz işle, çeyiz hazırlayanlara yemek yap, çeyizler hakkında fikir beyan et, çeyiz çeyiz çeyiz... yeter artık ya yok mu benim kendime göre hayatım? yok mu benim ilgileceğim başka işler, daha ben evlenmeden evlilik mevzuularından soğutmak niye, harbiden anlamıyorum. Görsünler bakalım ben evlenirken bir tane şeyle ilgilenirsem. Sonuçta tabak çanak değil mi O iyi markaların hepside çok güzel seçmeye ne gerek var, en ucuzunu al gitsin. zaten elzem şeyler dışında şu sürekli eve yatırım yapanları hiç anlamıyorum.
Hayır kesinlikle kardeşimi evlenebiliyor diye kıskanmıyorum. Allah mesut etsin. Etsin de, herkes derdini gelip benimle paylaşıyor.Her düğünde böyle, "ağlama duvarı" na dönüyorum şerefsizim.
Ya işte ne şartlar altında yazıyorum bloğa anlayın. Allahım meğer ne zormuş blog düzenlemek. HTML yi karıştır karıştır ancak bu hale getirebildim. şöyle göz yormasın, düzenli olsun diye çabaladım durdum. yahu diğer blogger'lar nasıl buluyorlar öyle güzel resimleri, ben ara ara ara, dün gece sabah ezanı okunuyordu yattığımda. Fakat içime sindi, güzel olmuş değil mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

