Bazen, hatta sık sık, deli gibi bir yazara taktığım olur. O aralar ondan başkasını okumam. Peyami Safa'ya takmıştım mesela. Kendi adıyla yazdığı kitapları yazılış sırasına göre okuduğum yetmiyormuş gibi "Server Bedii" takma adıyla yazılmış, o zamanların piyasa kitaplarını bile- bulabildiğim kadarıyla- okumuştum. Böyle durumlarda ne zaman ağzımı açsam
"peyami safa da yalnızız romanında..."
"Ay Virginia Woolf'un da Orlando'sunda çok komik bir göndermesi var..."
"Oscar Wilde gibi konuştun şimdi..." gibi şeyler diyerek iyice bezdiririm arkadaşlarımı.
Hatta o zamanlarda tam ağzımı açacak olurum "Hah, söyle woolf bunun üzerine ne demiş." deyip gözlerini devirirler. Bu gibi anlarda kafa patlatıcı olurum. Ayrıca edebiyat ukalası da kesilirim, yazar ahkamı da keserim.(Gülünç duruma da düşerim.)
Bu aralar da Paul Auster'e takmış durumdayım. Bu yazarın kitaplarını hep raflarda görürdüm de hiç ilgimi çekmezdi. Ama ne zaman bir kore filminde yazarın new york üçlemesi kitabına gönderme yaptılar. O zamandan beri adama taktım. "brooklyn Çılgınlıkları" nı okudum ilkin. Allahım ne ilginç bir yazar bu demiştim. Hiç kimselere benzemiyor. Dilinin kemiği yok sanki. Herşeyi öyle rahat anlatıyor ki. Sonra başka kitap daha, bir başkası, bir başkası daha. Paul Auster hayranı oldum çıktım. Hatta böyle facebook'ta onun aforizmasını falan paylaşıyorlar ya sinir oluyorum. Hıh, diyorum ben onun kitaplarını okuyum siz adamın iki cümlesiyle hava atın. (Ukala oluyorum demiştim.)
Şimdi bunlar iyi güzel de sana hangi kitaptan bahsetseler bilmiyorsun işte o kötü. Eee, yazar takip etmekten ancak sınırlı alanda uzmanlaşıyorsun.
"İhsan oktay anar'ı okudun mu?" Hayır!
"Monte kristo kontunu okudun mu?" Hayır!
"Savaş ve barış'ı okumadın mı, inanmıyorum."
Hayır hayır hayır!
Bu gibi sorulara "dünyada bir sürü kitap var." diye genel bir cevap verip geçmek daha çok işime geliyor açıkçası. Nedense "Ben yazar takip ediyorum." demek çok saçma geliyor. Neden derseniz bu stil okuma bana da saçma geliyor da ondan. Halbuki her yazarın, akımın önemli, bilindik eserlerini okusam ortamlarda kitap hakkında tartışmak daha eğlenceli olabilirdi. Şimdiyse ne ben onların okuduğunu okumuşum ne de onlar benim.
Çağrışım Notu: Galiba tüm insanlar okudukları kitap söz konusu olunca üç yaşındaki çocuktan farksız oluyorlar. ("Benim okuduğum kitabı sen nasıl bilmezsin!) Kardeşim bir git işine ya Yani sen de ben de çok okuyorum diye illaki senin kitaplarını mı okumuş olmam gerekiyor? Tolstoy'u okumak mı zorundayım? Ben sana diyor muyum niye çehov okumuyorsun diye. O da Rus!
Çağrışım Notu: Bir de genelde herkesin sevdiği enis batur'u, gorki'yi, venedik taciri'ni, Halide Edip'i, cengiz aytmatov'u(İtiraf ediyorum), küçük iskender'i, Emile Zola'yı, muzaffer izgü'yü sevmiyorum. Buna da bozuluyorlar he, yahu ben ne diyeyim onlara.





