Sayfalar

fazla okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fazla okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2011 Pazartesi

Takılmadan Neden Okuyamam Kİ

Bazen, hatta sık sık, deli gibi bir yazara taktığım olur. O aralar ondan başkasını okumam. Peyami Safa'ya takmıştım mesela. Kendi adıyla yazdığı kitapları yazılış sırasına göre okuduğum yetmiyormuş gibi "Server Bedii" takma adıyla yazılmış, o zamanların piyasa kitaplarını bile- bulabildiğim kadarıyla- okumuştum. Böyle durumlarda ne zaman ağzımı açsam
"peyami safa da yalnızız romanında..."
"Ay Virginia Woolf'un da Orlando'sunda  çok komik bir göndermesi var..."
"Oscar Wilde  gibi konuştun şimdi..." gibi şeyler diyerek iyice bezdiririm arkadaşlarımı.
Hatta o zamanlarda tam ağzımı açacak olurum "Hah, söyle woolf bunun üzerine ne demiş." deyip gözlerini devirirler. Bu gibi anlarda kafa patlatıcı olurum. Ayrıca edebiyat ukalası da kesilirim, yazar ahkamı da keserim.(Gülünç duruma da düşerim.)

Bu aralar da Paul Auster'e takmış durumdayım. Bu yazarın kitaplarını hep raflarda görürdüm de hiç ilgimi çekmezdi. Ama ne zaman bir kore filminde yazarın new york üçlemesi kitabına gönderme yaptılar. O zamandan beri adama taktım. "brooklyn Çılgınlıkları" nı okudum ilkin. Allahım ne ilginç bir yazar bu demiştim. Hiç kimselere benzemiyor. Dilinin kemiği yok sanki. Herşeyi öyle rahat anlatıyor ki. Sonra başka kitap daha, bir başkası, bir başkası daha. Paul Auster hayranı oldum çıktım. Hatta böyle facebook'ta onun aforizmasını falan paylaşıyorlar ya sinir oluyorum. Hıh, diyorum ben onun kitaplarını okuyum siz adamın iki cümlesiyle hava atın. (Ukala oluyorum demiştim.)

Şimdi bunlar iyi güzel de sana hangi kitaptan bahsetseler bilmiyorsun işte o kötü. Eee, yazar takip etmekten ancak sınırlı alanda uzmanlaşıyorsun.
"İhsan oktay anar'ı okudun mu?" Hayır!
"Monte kristo kontunu okudun mu?" Hayır!
"Savaş ve barış'ı okumadın mı, inanmıyorum."
Hayır hayır hayır!

Bu gibi sorulara "dünyada bir sürü kitap var." diye genel bir cevap verip geçmek daha çok işime geliyor açıkçası. Nedense "Ben yazar takip ediyorum." demek çok saçma geliyor. Neden derseniz bu stil okuma bana da saçma geliyor da ondan. Halbuki her yazarın, akımın önemli, bilindik eserlerini okusam ortamlarda kitap hakkında  tartışmak daha eğlenceli olabilirdi. Şimdiyse ne ben onların okuduğunu okumuşum ne de onlar benim.

Çağrışım Notu: Galiba tüm insanlar okudukları kitap söz konusu olunca üç yaşındaki çocuktan farksız oluyorlar. ("Benim okuduğum kitabı sen nasıl bilmezsin!) Kardeşim bir git işine ya Yani sen de ben de çok okuyorum diye illaki senin kitaplarını mı okumuş olmam gerekiyor? Tolstoy'u okumak mı zorundayım? Ben sana diyor muyum niye çehov okumuyorsun diye. O da Rus!

Çağrışım Notu: Bir de genelde herkesin sevdiği enis batur'u, gorki'yi, venedik taciri'ni, Halide Edip'i, cengiz aytmatov'u(İtiraf ediyorum), küçük iskender'i, Emile Zola'yı, muzaffer izgü'yü sevmiyorum. Buna da bozuluyorlar he, yahu ben ne diyeyim onlara.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Eneee! Ne Zamandır Yazmıyordu Kitap Gibi Kız

Bir aralıktan beri, konusu bence oldukça salak, bir öyküye başladım. Günlerdir onunla uğraşıyorum. Aslında hergün uğraştığım da söylenemez. Elde olan şartlara göre şöyle bir taktik geliştirdim. Haftada üç dört gün akşam saat beşten sonra Kadıköy'de bir kafeye gidiyor, her seferinde hep aynı yere oturuyor ve akşam on buçuğa kadar yazıyorum. Tıpkı mesai doldurur gibi.  
Doğrusu böyle olması çok iyi oldu benim için. Bir kere programım mümkün olduğunca sabit olduğu için başka günlerde “Hiç yazı yazmaya vakit bırakmıyorlar ki.” diye çevreye sinirlenip durmuyorm. Sonra gün içinde yazdıklarım zihnimi meşgul etmiyor. Yazamıyorum diye vicdan azabı da çekmiyorum. Biliyorum ki akşam olacak, ben cafeye gideceğim ve o anda ilham perim yanımda bitecek.

..............

Ales'e girdim bu arada. Hesaplamalarıma göre 80'in üstünde alacak gibi duruyorum. (Keşke mantık sorularına daha çok çalışsaymışım.) İnşallah düşündüğüm gibi çıkar da size rezil olmam. Laf aramızda kız kardeşim de girdi bu sınava. Sormayın fena sinir oldum ona. Yahu kız sadece bir soru boş bırakmış- ki biz o sorunun hatalı olduğunu düşünüyoruz- geri kalanı da hesaplarına göre doğruymuş. Allahım yüz mü alacak ne? Neyse bakmayın şimdi kıskandığıma, eğer yüz alırsa sağda solda onun için hava atacak olan kişi de benim.

....................

Kitap aşermeye de tam gaz devam ediyorum. Okul kütüphanesinde klasik yazarlardan seçme yapılmış bir kitap buldum. Basımı 1930 küsür. Çevirisi hakikaten oldukça vasat fakat oradan yeni yeni bir sürü isme ulaştım. Kütüphanelerde bulabildiğim kadarıyla bir kısmını ödünç aldım, onları okuyorum. Ee, haliyle kitapların çoğu çok eski. Bir çoğunun basımı 1960 yılının bilmem kaçı. Bir de insanlar elimde görmüyorlar mı bu kitapları? Hemen “Ooo, eski kitap okuyoruz.” demeye başlıyorlar. Bir türlü anlatamıyorum ki kitabı dışı değil içi için aldığımı. Kimisi onlarla hava attığı bile söyleyecek kadar bile ileri gidiyor. Yeni baskısı yapılsa onu alırdık değil mi? Bir kere eski kitapların bazılarının çevirisi güzel dahi değil.
Aman ya boş ver. İnsanların her dediğine bakar, onlara açıklama yaparsak ohooo...

...........

Son sınıf olmak çok fena bir duygu yahu. Sürekli arkadaşlarla bir arada olmak için program yapıp duruyoruz. “Hadi tiyatroya gidelim, hadi İstanbul Modern'e gidelim, hadi “Body worlds”e gidelim, hadi sinamaya gidelim, hadi hadi hadi... ” Program kumkuması olduk yemin ediyorum. Sonra farklı seçmeli dersleri alsakta inatla birbirimizi bekleyip kantinde derin muhabbetlere dalıyoruz. Sanki böyle yaparsak sene sonunu geciktirebileceğiz. Oysa dönem sonu gelmeye başladı bile. Puff!

Böyle işte dostlar. Hayat güzel, hava güzel, ben güzelim, kafam rahat. Bir de blogu ihmal etmesem çok güzel olacak :)

26 Kasım 2010 Cuma

Bak Soruyorum

Size soruyorum, çok fazla kitap okuma isteği neyin belirtisi acaba? Geçen akşam Yerebatan sarnıcındaki ney akşamına gittim ve inanın konserde bile kitabımı çıkarıp çıkarmama konusunda tereddütte kaldım. 

Neyse efendim bu kadar kısacık kıpkısacık bir soru için yazdım bu yazıyı ama hakkaten okuma konusunda bu kadar doyumsuz olduğumu daha önce hiç hatırlamıyorum. 

Ah bir de unutmadan gözüm kaç numara oldu acaba? Gözlüğümün artık eskisi gibi işe yaramadığını hissediyorum ve daha da acıklısı acı gerçeği öğreneceğim diye doktora gitmekten de korkuyorum. Eyvah eyvah, kim bilir kaç numara oldu?