Bu tatilde de "Türkiye turu fragmanı" ma bir yer daha ekleyeceğim için mutluyum huzurluyum. Evet daha önce de yaptığım gibi yine Türkiye'den bir yeri daha keşfetmenin haklı gururunu yaşıyoruz erkek kardeşimle. Bozüyük'e gideceğiz. Ve tabiki trenle. Bu sefer annemde bizimle beraber gelecek, bundan dolayı oldukça kısa bir gezi yapmak durumunda kaldık. Mesela oradan Bursa'ya geçip ertesi gece Ankara'ya gelmeyi planlıyorduk. Gölyazı'ya falan gitmeyi hayal etmiştik ya neyse artık onu da daha sonra yaparız.
Şimdi Bozüyük'te hiç birşey yok ki niye gidiyorsunuz gibi laflar duymayım hiç birinizden. Bir kere bizim amacımız her gittiğimiz yerin mutlaka güzel olması değil, oraları görmek, bilmek,tanımak. Hem amacımız eninde sonunda tüm ülkeyi gezmek olduğu için şu yer çok güzelmiş, burası felaketmiş, aman burada göze hoş gelecek hiç birşey yokmuş gibi zırvalıklarla yer seçme gibi bir lüksümüz yok. Kaldı ki böyle demeye niyetimiz de yok. Zaten güzel yerlere herkes gitmek istediği için bir yol arkadaşı bulmak konusunda hiç bir derdimiz olmaz,bu yüzden şu anda mühim olan başkalarının gezmeye değer görmediği yerleri de görebilmek.
Neyse bakmayın böyle dediğime. Tamamen bilmediğimiz bir yere gidiyoruz. Belki de çok güzeldir oralar. İnternetten birazcık araştırma yaptım, Bozüyük'ün içinde sular akan bir mesire yeri de varmış. İçimden bir ses bu gezinin çok güzel geçeceğini fısıldıyor
Bakalım artık. Bayramın ikinci günü sabah treniyle hareket edeceğiz. Ah bir de son olarak anne ile gezgin olmak ne kadar zor olacak doğrusu onu da çok merak ediyorum şu anda.
bayram konuşmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram konuşmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Kasım 2010 Pazartesi
Bayramda Nereleri Gezecek Bu Kız
Etiketler:
annem,
bayram konuşmaları,
bozüyük,
gezgin oldum,
tren
11 Kasım 2010 Perşembe
Ayırıp Özletmeyin Bizi Efendiler
Aileye sonradan katılan gelinleri saymazsak (ki onları ayırmak gibi bir niyetim yok, hepsini çok severim.) sayıca erkeklerin ezici üstünlüğüne sahibiz. Bundan dolayı topluca düğüne, ev oturmasına giderken kalabalıktan, gidilen yerdekilerin dini hassasiyetinden veya başka herhangi bir sebepten dolayı bizimkilerden ayrı kalmaya sinir oluyorum. Zaten bir tatillerde görüyoruz biribirimizi, bir de böyle ayrı oturma durumu yok mu gıcık oluyorum. İnanmazsınız o anda nasıl özlüyorum amcamları, kardeşimi, kuzenleri. Kocaman da kız olduk "Ee, amca nasılsınız, canım sıkıldı, yanınıza geldim" de diyemiyorum. Tabii kaderime razı olup oturmuyorum da, tetikte bekiyorum.
Misal sadece kalabalıktan mı ayrılmışız, o zaman gittiğimiz yerde anında son model, full hamarat, gelinlik kıza dönüşüyorum. Sofra mı kurulacak kim gönüllü? Ben. Erkek tarafında çaya kim bakacak? Ben. "Ay valla sen olmasan nasıl yetişirdik, sağolasın" cümleleri eşliğinde normalde sinir olduğum çay getirip götürme işlemini büyük bir zevkle yapıyorum. Hatta orada hiç sinirlenmem küçük amcama. Sünger gibi çay içer maşaallah. Bir dakika yerine oturtmaz kimseyi ama ben orada hiç ikiletmeden doldururum. Gelip giderken de bahane ya işte. "Yoruldum amca, iki şurada dinleneyim, çayı şimdi doldururum der, konuşmalarının kıyısına, köşesine katılırım. Peki ne mi konuşurlar? Ne olacak her zamanki şeyler. Siyaset, belediye, ekonomi, özal'ın liberalliği, Menderes'in idamı, Kenan evrenin diktatörlüğü vs vs. Arada bir değişik hava atımları da söz konusudur bu konuşmalarda. Yerinden çıkmış logar kapağını belediyeyi taciz ede ede zorla yerine taktırtma zaferi. Taksiye bindiğinde yaptığı pazarlık sonucu kar etme, çocukların karneleri, yanlarındaki gençlere nasihat falan filan. (Tabi yanlarında ben olduğumda da, "Kızım senin okul ne zaman bitecek?" diye soran olursa amcamlar, benim gül gibi matematiği bırakıp okul öncesi öğretmenliğine geçtiğimi anlatırlar. Normalde bu konuya hep sinir olmuşumdur ama bu konuşma benim bir anda o ortamın parçası olduğum anlamına da geldiğinden fazla ses etmem, neşeyle gülümserim.)
Aslına bakarsanız siyaset konuşmalarının alasını okulda yeterince duyuyorum. Apolitikliğimle ve siyaset özürlülüğümle katılmaya da çalışıyorum falan. Fakat işte ayırdılar ya bizi. Onların o her zamanki konuları bir anda kıymete biniyor. "Yahu" isyanına geçiyorum hemen. "Yahu biz burada bebek mamalarınnın püf noktalarından bahsedelim, onlar içeride ülke meselelerinden dem vursunlar. (Akıl akıl gel peşime takıl! Sanki devleti onlar ihya edecek.)
Yok, sevmiyorum ben misafirlikte sevdiklerimden ayrı kalmayı. Anca beraber kanca beraber.
Not: Bakar mısınız, kardeşimin düğünü bitti, İstanbul'da da Ankara'yı özledim ya bir anda u dönüş yapıp akraba delisi oldum. :))
Misal sadece kalabalıktan mı ayrılmışız, o zaman gittiğimiz yerde anında son model, full hamarat, gelinlik kıza dönüşüyorum. Sofra mı kurulacak kim gönüllü? Ben. Erkek tarafında çaya kim bakacak? Ben. "Ay valla sen olmasan nasıl yetişirdik, sağolasın" cümleleri eşliğinde normalde sinir olduğum çay getirip götürme işlemini büyük bir zevkle yapıyorum. Hatta orada hiç sinirlenmem küçük amcama. Sünger gibi çay içer maşaallah. Bir dakika yerine oturtmaz kimseyi ama ben orada hiç ikiletmeden doldururum. Gelip giderken de bahane ya işte. "Yoruldum amca, iki şurada dinleneyim, çayı şimdi doldururum der, konuşmalarının kıyısına, köşesine katılırım. Peki ne mi konuşurlar? Ne olacak her zamanki şeyler. Siyaset, belediye, ekonomi, özal'ın liberalliği, Menderes'in idamı, Kenan evrenin diktatörlüğü vs vs. Arada bir değişik hava atımları da söz konusudur bu konuşmalarda. Yerinden çıkmış logar kapağını belediyeyi taciz ede ede zorla yerine taktırtma zaferi. Taksiye bindiğinde yaptığı pazarlık sonucu kar etme, çocukların karneleri, yanlarındaki gençlere nasihat falan filan. (Tabi yanlarında ben olduğumda da, "Kızım senin okul ne zaman bitecek?" diye soran olursa amcamlar, benim gül gibi matematiği bırakıp okul öncesi öğretmenliğine geçtiğimi anlatırlar. Normalde bu konuya hep sinir olmuşumdur ama bu konuşma benim bir anda o ortamın parçası olduğum anlamına da geldiğinden fazla ses etmem, neşeyle gülümserim.)
Aslına bakarsanız siyaset konuşmalarının alasını okulda yeterince duyuyorum. Apolitikliğimle ve siyaset özürlülüğümle katılmaya da çalışıyorum falan. Fakat işte ayırdılar ya bizi. Onların o her zamanki konuları bir anda kıymete biniyor. "Yahu" isyanına geçiyorum hemen. "Yahu biz burada bebek mamalarınnın püf noktalarından bahsedelim, onlar içeride ülke meselelerinden dem vursunlar. (Akıl akıl gel peşime takıl! Sanki devleti onlar ihya edecek.)
Yok, sevmiyorum ben misafirlikte sevdiklerimden ayrı kalmayı. Anca beraber kanca beraber.
Not: Bakar mısınız, kardeşimin düğünü bitti, İstanbul'da da Ankara'yı özledim ya bir anda u dönüş yapıp akraba delisi oldum. :))
14 Eylül 2010 Salı
Bayram Kardeşleri
Gündem içi konular yazmayı sevmiyorum. Bakın şimdi her yerde ya refarandum ya basketbol şampiyonasıyla alakalı yazılar, tweetler var. Bayram zamanı da bayramla alakalı şeyler vardı. Ben, böyle yazıları okumayı severken, kendim içinse "Zaten o kadar çok bahsediliyor ki bir de ben bahsetmeyim." diyorum.
Şimdi de aynısını yapıyorum işte. Bayram bitti ben bayramdan bahsedeceğim.
..........
- Uzun süredir hiç bir bayramda bir arada olamadığımız kadar birlikteydik kardeşlerle. Hen bu bayram hiç bir şey sinirimi bozmadı. Hatta diyebilirim ki sadece bayramın bu kadar kısa olmasına sinir oldum.
- Ablam teyzemin kayınvalidesine göre "Fransa'yı şereflikoçhisar etmiş" zırt pırt Türkiye'ye gelip duruyor. Hakikaten de ucuz olsun diye bir de uçaktan istanbul'da iniyor ya sanki hala orada okuyormuş gibi, hiç gurbette değilmiş gibi hissediyorum.
- Kız kardeşimi düğünden beri ilk defa görüyorum. Ne bileyim evlendi ya değişecek bir daha eskisi gibi samimi olamayacakmışız gibi bir vehme kapılıyordum. Bunların hepsi onu yine eskisi gibi karşımda görünce silinip gitti. Hele gideceği gece son dakikaya kadar pijamalarla oturup karşılıklı edebiyat ve siyasetin dibine vurduk ki aslında evden hiç gitmemiş, kaldığımız yerden devam ediyormuşuz gibiydik adeta. Fakat gittiğine bu sefer hiç üzülmedim. Ne de olsa en geç bir bir hafta sonra yanında olacağım.
- Şimdi bu ikisini anlattım ya hak geçmesin diye erkek kardeşimden de bahsetmem gerek değil mi? Ama bu sefer ondan bahsedecek hiç bir şey bulamıyorum. herhalde sürekli yan yana olduğumuzdan dolayı. Fakat İstanbul'a gittiğimde biliyorum ki en çok da onu özleyeceğim.
Şimdi de aynısını yapıyorum işte. Bayram bitti ben bayramdan bahsedeceğim.
..........
- Uzun süredir hiç bir bayramda bir arada olamadığımız kadar birlikteydik kardeşlerle. Hen bu bayram hiç bir şey sinirimi bozmadı. Hatta diyebilirim ki sadece bayramın bu kadar kısa olmasına sinir oldum.
- Ablam teyzemin kayınvalidesine göre "Fransa'yı şereflikoçhisar etmiş" zırt pırt Türkiye'ye gelip duruyor. Hakikaten de ucuz olsun diye bir de uçaktan istanbul'da iniyor ya sanki hala orada okuyormuş gibi, hiç gurbette değilmiş gibi hissediyorum.
- Kız kardeşimi düğünden beri ilk defa görüyorum. Ne bileyim evlendi ya değişecek bir daha eskisi gibi samimi olamayacakmışız gibi bir vehme kapılıyordum. Bunların hepsi onu yine eskisi gibi karşımda görünce silinip gitti. Hele gideceği gece son dakikaya kadar pijamalarla oturup karşılıklı edebiyat ve siyasetin dibine vurduk ki aslında evden hiç gitmemiş, kaldığımız yerden devam ediyormuşuz gibiydik adeta. Fakat gittiğine bu sefer hiç üzülmedim. Ne de olsa en geç bir bir hafta sonra yanında olacağım.
- Şimdi bu ikisini anlattım ya hak geçmesin diye erkek kardeşimden de bahsetmem gerek değil mi? Ama bu sefer ondan bahsedecek hiç bir şey bulamıyorum. herhalde sürekli yan yana olduğumuzdan dolayı. Fakat İstanbul'a gittiğimde biliyorum ki en çok da onu özleyeceğim.
Etiketler:
ablam,
ankara,
bayram konuşmaları,
erkek kardeşim,
kız kardeşim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


